Welcome to our New Forums!

Our forums have been upgraded and expanded!

Satanas ve Baalzebul Babalarımız Aynı Varlık mı?

Böyle bir durum söz konusu değildir ve sadece bu cümleyle bile, bu konular üzerindeki anlayışınızın zayıf olduğunu gösteriyorsunuz. Anlayışımız zayıf olursa, anlamakta güçlük çekeriz ve bir şeyleri anlayamazsak da, o zaman yanlış sonuçlara gideriz ya da duygusal gerekçelerle yoldan çıkarız. Bu tehlikeli bir durumdur, o yüzden size bunu izah edelim ve çözelim.

Teslis inancı, bir kere Hristiyanlığa ait bir şey değildir. Teslis, temelde bizden çalınmış bir Üçlülük (Trinity) temsilidir. Eğer Spiritüel Satanizm üzerine bilginiz varsa, düşmanın pek çok konsepti bizden çaldığını, yozlaştırdığını ve paketleyip, tekrar bize satmaya çalıştığını bilirsiniz. Düşman binlerce yıldır bize ait olan bir şeyi çalıyor ve o kadar aciz ki, bunun için Yahudi orospudan doğma bir piçi kullanmak zorunda kalıyor ama burada Teslis inancına evrilen Satanizm oluyor, öyle mi?

Tanrıların diğer medeniyetlerdeki miraslarına bakıyorum, Anu-Enki-Enlil var. Bu bir Üçleme değil midir? Asya'ya doğru gidiyorum ve Shiva-Brahma-Vishnu görüyorum. Antik Yunan'a geliyorum ve Dias-Poseidon-Hades ile karşılaşıyorum. Hatta şu an imzasında bu Üçlemeye atıf vermiş birine, Üçlemenin neden düşmanın Teslis inancına "evrilmek" olmadığını anlatıyorum. Eğer imzasına bunu yazmış biri bile şu yukarıdaki temel anlayışa sahip değilse, o zaman burada daha ne demeliyim bilmiyorum.

Yüksek Rahip vaaz paylaşıyor, "Pantokrator" sıfatının "Her şeyi elinde tutan" anlamına geldiğini ve Zeus'a ait olduğunu söylüyor, biraz araştırma için aratıyorsunuz ve karşınıza Pantokrator İsa diye bir mozaik çıkıyor. Ama tabii ki, biz biraz daha "evrilirsek" Adam ve Havva'yı da dine katarız, öyle değil mi? Sonuçta bu işin hiç alegori tarafı yok, ya da bunu araştırmak herhangi bir şekilde işimize gelmiyor ama kıt bir bilgiyle Tanrıların iradesini alaya almak kolayımıza geliyor.



Geldik, düşmanın bağlamıyla işe başladık ve hem bilgi kirliliğini ortadan kaldırdık hem de düşmanın ruhani güç sistemini kırdık. Şimdiyse düşmanın bağlamının ilkokul çocuğu seviyesi bir anlayış olduğunu kanıtlamış şekilde, Tanrılarımızın özüne yaklaştık ve ruhani anlayış olarak daha üst bir konuma yükseldik. Burada işin özeti bu şekilde.

Şimdi sırf "bir şeyler değişmesin" diye, ruhaniyetin giriş seviyesinde mi kalalım? İnsanlar "sindiremeyecek" diye düşmana boyun mu eğelim? "Sindirilemeyen" şey ne, baş Tanrının özüne yaklaştırılıyorsun, bundan ala sevinç duyabileceğin başka bir şey olabilir mi? Kendine biraz süre ayırırsın, vaazları ve yeni bilgileri okursun, psikolojik ve zihinsel olarak bunlarla hizalanırsın, dilersen saygıyla Zeus'a dua edebilir ve bu konuda ondan rehberlik de isteyebilirsin; ardından, çok daha pirüpak bir şekilde dosdoğru yoluna devam edersin!

Eğer imzanıza koyduğunuz anlatının ruhaniyette neyi temsil ettiğini bile bilmiyorsanız, Satanizm direkt Üçlülük ile gelseydi çok daha büyük problem yaşardınız. Ayrıca problem yaşayan sadece siz olmazdınız zira aynı sizin gibi, "Yahu siz Teslis'i alıp, isim değiştirmişsiniz, bu ne iştir?" diye soran bir sürü kişi olurdu. Zaten düşmanın bağlamında oluşan "Satanizm, Hristiyanlığın 'anti'sidir" anlayışını (tam tersi, Hristiyanlık, "Satanizm" olarak damgalanan orijinal Pagan inançlarına olan bir tepkiydi ama düşman bağlamında bu tersine çevrildi) düzeltmek için bunca yıl harcamışken, bir de Teslis vb. meselelerle mi uğraşsaydık? Bu işin nereye varabileceğinin farkında mısınız?

Düşmanın bağlamında kalmaya devam ederseniz, daima düşman dinlere olan bir tepki olduğunuz varsayılır ve sürekli bu konuda soru cevaplamak zorunda kalırsınız. Peki biz şu an ne yaptık? Kendi Antik Yunan bağlamımıza geçtik ve şu an rahat bir şekilde söyleyebiliyorum ki, düşman hırsızdan başka bir şey değildir! Biri beni Teslis hakkında sorgulamak mı istiyor, umurumda değil, Yahudiler daha portakalda vitamin iken benim Tanrılarım bunlardı, benden ne hadle cevap bekliyorlar? Mantığı anladınız mı?



Böyle bir şey söylenmiyor, söylenen kısımlarda da işin rengi daha farklı. Yukarıda verdiğim Orion/Du'at örneğini hatırlayın. Siz bu "iki" yerin, aslında tek bir yer olduğunu; sadece, isim farklılığı olduğunu biliyorsunuz. Bu yerde ne olduğuna dair de ufak bir fikriniz var, yani temel anlayış var. Tamamen cevapsız bir soru değil.

Bu noktadan sonra soracağınız ileri seviye bir sorunun oluşturacağı iki problem var. Birincisi, böyle bir sorunun, sorunun yapısı gereği ileri seviye olacak olmasıdır ve ileri seviye soruların cevaplarını, ancak ileri seviye iseniz bilebilirsiniz. İkincisi, size bu ileri seviye sorunun cevabı söylense dahi, bunu anlamayacaksınızdır. "Nasıl Tanrı olunur?" diye sorarsınız, deriz ki yükselir ve Magnum Opus'u gerçekleştirirsiniz. Bunun adımlarını da açıklarız ve temel bir anlayışımız da vardır ama o eylemi gerçekleştirmenin özünü, size kelimelerle veremeyiz.

Dilin sınırlarını zorlayarak o kelimelere sahip olabilseniz dahi anlayamazsınız. Görme eylemini istediğiniz kadar açıklayın, hiçbir şey o eylemi gerçekleştirerek yaşanılan öz deneyimi anlatamayacaktır. Şimdi bu basit örnekleri problem çektiğiniz ya da bahsettiğiniz durumlara uyarlayın ve ardından anlayacaksınız.

Sizi inanın çok iyi anlıyorum ama bu iş duygularla olmaz, zayıflıkla olmaz, anlayışsızlıkla olmaz. Bu iş için çok yukarıda olmalıyız, çok yükselmeliyiz, çok ilerlemeliyiz. Hâlen kalbi kırıkken Şeytan'a sığınmış yaralılar olarak davranamayız. Şeytan bize muazzam bir güç bahşetti ve bu güçle beraber dönüşüyoruz. Bu güç öyle bir şey ki, bize hayatın entropik kuvvetlerine karşı yıkılmadan ayakta durma şansını veriyor. O zaman ne yapacağız, entropik kuvvetlere boyun eğerek sızlanacak mıyız yoksa gerçeğin takipçileri mi olacağız?

Seçim sizin.
Kardeşim mesele bir kişinin ruhani idrak seviyesi değil, insanlar bunu karıştırıyor sürekli. Bu meseleyle ilgili üyelerin yorumlarını tek tek okudum. Bir insanevladı dahi “Şeytan ile Baalzebul nasıl aynı varlıklar olabilirler, aklım almıyor…” tarzı bir durumda değil zaten. Mesele herkes tarafından kolayca ruhani olarak sindiriliyor, idrak ediliyor, kavranıyor orasına ne dersen de.

İşi herkesçe zorlaştıran şey anlatıların ilkokul, ortaokul, lise, üniversite seviyelerinde olması değil, anlatıların sürekli olarak değişmesi. Mesela cidden Satya=Şeytan=Lucifer=Zeus eşitliğinin çok böyle spiritüel bir ilerleme gerektirdiğini düşünüyor musun? Bunun hepinizin aklınıza yatması için yıllar süren bir ruhani talim mi gerektiriyor?

Bundan yıllar önce yahudilerin kökeni ile ilgili anlatılar başkaydı, sonra o da değişti şu an başka bir şey oldu. Onda da millet şok geçirdi sonra yine tanrıların işine akıl sır ermez, bunun için yüksek bir idrak seviyesinde olmamız gerekiyor dendi ve üzerinden geçildi. Şu an Şeytan/Zeus ile de aynısı oluyor. Yine yıllar önce hain bir başrahip vardı (rahibe de olabilir) onun yazılarında bir tanesinde Şeytan’ın Zeus olduğunu söylemişti, bizzat okumuştum. E ne oldu kadın haklı mı çıktı şimdi? Hain haliyle ruhaniyette bizden daha mı ileri seviyedeydi?

Hala alegoriden, edebi kavramlardan, belagattan bahsediyorsunuz arkadaşlar. Çift isimli insanlardan bahsediyorsunuz yok Ahmet olarak da çağırsan aynı kişi yok Mehmet de. Yok İstanbul yok Constantinopolis. Yok New York yok New Amsterdam.

Güzel kardeşlerim, tekrarlıyorum, mesele bu değil.

Hepinizi seviyorum.
 
İşi herkesçe zorlaştıran şey anlatıların ilkokul, ortaokul, lise, üniversite seviyelerinde olması değil, anlatıların sürekli olarak değişmesi. Mesela cidden Satya=Şeytan=Lucifer=Zeus eşitliğinin çok böyle spiritüel bir ilerleme gerektirdiğini düşünüyor musun? Bunun hepinizin aklınıza yatması için yıllar süren bir ruhani talim mi gerektiriyor?
Topluluğun ruhani seviyesi yükseldikçe, mevcut bilgi birikiminin de bizimle birlikte seviye atlamasını istemiyor musunuz? Sonsuza kadar Şeytan ile Beelzebul'un göklerde şarap içtiğini mi düşünelim, Tanrıların özlerinin restorasyonuna dair herhangi bir heyecan hissetmiyor musunuz? Sizde bu duyguların yaşanmaması beni açıkçası düşündürüyor.

Zeus-Lucifer birleşimi, önceki yıllardaki seviyemize kıyasla ileri seviye bir ruhani konudur ve evet, topluluğun gelişimini gerektirir. 20 yıl önce zemin kattan işe başladıysak, yavaş yavaş basamakları çıka çıka birinci kata ulaştık. Hayat böyle ilerler, hele ki bizim gibi düşmana boyun eğdiği için yok olma eşiğini kıl payı atlatmış bir tür için, işler hayli hayli böyle ilerler. Ayrıca bunu anlamanın ruhani ilerleme gerektirmediğini düşünmenizi ilginç buldum, daha 1-2 mesaj önce size Teslis'in neden çalıntı bir konsept olduğunu açıkladım, belki hatırlarsınız.

Son olarak belirteyim, anlatıların "sürekli olarak" değişmesi gibi bir durum söz konusu değil, zira bu keyfi bir mesele değil. Yani Yüksek Rahip bir sabah kalkıp, ben ToZ'da bir şeyleri değiştireyim demez. Topluluğumuzun en güçlü üyesi ne kadar ilerlediyse ve toplumu ne kadar yüceltebildiyse, biz de ancak o kadar ileride olabiliriz. Ayrıca biz ruhani kültürümüzün büyük bir bölümünden ayrı düştüğümüz için, Antik Yunan insanlarının normal kabul ettiği şeyleri daha yeni anlayabiliyoruz zira bizim baştan inşa etmemiz gerekiyor.


Bundan yıllar önce yahudilerin kökeni ile ilgili anlatılar başkaydı, sonra o da değişti şu an başka bir şey oldu. Onda da millet şok geçirdi sonra yine tanrıların işine akıl sır ermez, bunun için yüksek bir idrak seviyesinde olmamız gerekiyor dendi ve üzerinden geçildi.
Bahsettiğiniz muhtemelen 2023 yılındaki Yahudilerin Demistifikasyonu vaazları. Birincisi, üyeler tarafında herhangi bir "şok geçirme" durumu söz konusu değildi ve "şok geçiren" üyeler olsa dahi, bunlar ruhani olarak gelişmiş olanlar değildi. Zeus-Lucifer meselesinde de böyle oldu. Tanrıların kendisiyle bizzat ilişkisi olan insanlar kısa sürede duruma adapte oldu ve anlayış olarak üst bir seviyeye çıktılar. Oysa ki bakıyorsunuz, 10 günlük hesaplar ortalığı karıştırmaya çalışıyor. ToZ'a dair herhangi bir anlayış değişimi gerektiğinde, bunlar vaazlarla zaten açıklanıyor. Yani sadece vaazları okuyup, bunun üzerine düşünmek ve sorunuz varsa sormak bile durumu "idrak" etmeniz için yeterli. Burada yazdığınız her şey abes ve kötü niyetli.

İkincisi, vaazların çevirisinde yine sorular sormuşsunuz ve Yüksek Rahip için, sanki kendisi sıkışınca bir yerlerden hikaye sıkmış gibi anlatmışsınız. Bu vaazlar üzerinden neredeyse iki yıl geçti ve iki yıl sonra, bakın neredesiniz? Anlayış olarak aynı noktadasınız ve hâlen Satanist maskesi takarak topluluğu deşmeye çalışıyorsunuz. Mesajlarınız bilişsel çelişki dolu.

Yani birbirlerine zıt fikirler aynı anda var olmaya çalışıyor, doğal olarak da ciddiye alınabilecek bir şey oluşmuyor.


E ne oldu kadın haklı mı çıktı şimdi? Hain haliyle ruhaniyette bizden daha mı ileri seviyedeydi?
Elbette haklı çıkmadı. Düşman sizin dostunuz değildir, böyle bir sözde "bilgiyi" size vermezler.

Sorduğunuz soruyla alakalı Yüksek Rahip Hooded Cobra'nın aşağıdaki mesajını okuyabilirsiniz.



Güzel kardeşlerim, tekrarlıyorum, mesele bu değil.
Burada mesele, birkaç yıldır burada olmanıza rağmen; çelişkili fikirlerle, topluluğu deşmeye çalışmanız. Burada size verdiğim yanıtları tamamen "size" yönelik yazmıyorum ama mesajınızı okuyup, kafası karışacak insanlara yanıt olması için yazıyorum. 10 günlük hesapların troll mesajlarını "hızlı hızlı" okumak yerine, Yüksek Rahip'in vaazlarını okumanızı öneririm.

Bu hususta yetersiz bilgiyle deşmeye çalışmanızdan mütevellit, daha öte bir sorunuz olmadığı sürece konuyu sizin için kapatıyorum.
 
Kardeşim mesele bir kişinin ruhani idrak seviyesi değil, insanlar bunu karıştırıyor sürekli. Bu meseleyle ilgili üyelerin yorumlarını tek tek okudum. Bir insanevladı dahi “Şeytan ile Baalzebul nasıl aynı varlıklar olabilirler, aklım almıyor…” tarzı bir durumda değil zaten. Mesele herkes tarafından kolayca ruhani olarak sindiriliyor, idrak ediliyor, kavranıyor orasına ne dersen de.

İşi herkesçe zorlaştıran şey anlatıların ilkokul, ortaokul, lise, üniversite seviyelerinde olması değil, anlatıların sürekli olarak değişmesi. Mesela cidden Satya=Şeytan=Lucifer=Zeus eşitliğinin çok böyle spiritüel bir ilerleme gerektirdiğini düşünüyor musun? Bunun hepinizin aklınıza yatması için yıllar süren bir ruhani talim mi gerektiriyor?

Bundan yıllar önce yahudilerin kökeni ile ilgili anlatılar başkaydı, sonra o da değişti şu an başka bir şey oldu. Onda da millet şok geçirdi sonra yine tanrıların işine akıl sır ermez, bunun için yüksek bir idrak seviyesinde olmamız gerekiyor dendi ve üzerinden geçildi. Şu an Şeytan/Zeus ile de aynısı oluyor. Yine yıllar önce hain bir başrahip vardı (rahibe de olabilir) onun yazılarında bir tanesinde Şeytan’ın Zeus olduğunu söylemişti, bizzat okumuştum. E ne oldu kadın haklı mı çıktı şimdi? Hain haliyle ruhaniyette bizden daha mı ileri seviyedeydi?

Hala alegoriden, edebi kavramlardan, belagattan bahsediyorsunuz arkadaşlar. Çift isimli insanlardan bahsediyorsunuz yok Ahmet olarak da çağırsan aynı kişi yok Mehmet de. Yok İstanbul yok Constantinopolis. Yok New York yok New Amsterdam.

Güzel kardeşlerim, tekrarlıyorum, mesele bu değil.

Hepinizi seviyorum.
Bu konu yeni olduğu için hepimizin kafası allak bullak desek yanlış olmaz, sorduğunuz sorular yanlış anlaşılabilir ve alakasız gördüğünüz cevaplar verilebilir; insanlık hali olarak görün, duygusal açıdan bizler de sizden çok farklı durumda değiliz.

Bahsettiğiniz güncellemeler öyle keyfi gelen şeyler değil, olamaz; hiç bir dinin özel günleri 'rastgele' tarihlerde gerçekleşmez. Mesela düşman ibadeti olan Cuma Namazı dahi her zaman Güneş Saatinde gerçekleştirilir. Ramazan ise her zaman Yeni Ay ile başlar. Bu durum çağlardan beri tekrarlanır, Antik Çağlarda da özel günler genellikle gökyüzüne göre belirleniyordu. Bahsettiğiniz güncellemeler de özel günlerde, biz belli başlı şeyleri aştıktan sonra bize açıklanıyor. Mesela Satanas Babamız ile Baalzebul Babamızın aynı varlık olması ne zaman açıklandı? Aslan burcunda Dolunay olduğu vakit. Son RTR takvimi 29 Ocak'ta sonlanacaktı, yani Kova burcunda Yeni Ay varken; fakat Yay burcunda Küçülen Ay varken bitti. Bu tarz şeyler kolektif olarak ilerlesek bile hemen açıklanamaz, hemen açıklansa gerçekten 'rastgele' zamanlarda açıklanıyor olurdu fakat burada gerçek bir dinden bahsediyoruz; kimse kafasına göre iş yapmıyor. Mesela Tanrıların Güç Ritüelleri var; Yüksek Rahip bunları hemen hazırlayıp yayınlayamaz mı? elbette yapabilir, fakat hem Tanrıların istekleri hem de maksimum etki için belli tarihler seçiliyor.

Diğer konu için yine Atatürk ile ilgili bir örnek vereceğim. Savaş sırasında Atatürk bol bol kitap okuyordu, fakat insanlar okula gitmektense savaşa gidiyordu ve kitap okumaları pek mümkün değildi. Atatürk bir gün çıkıp askerlerine geometri anlatmaya başlasa bu yararlı mı olurdu? ne işlerine yarardı? hiç bir işlerine yaramazdı. Yüksek Rahip seviye olarak bizden yukarıda olduğu için daha fazla bilgiye sahip, fakat sahip olduğu bilgileri bize bir anda sunsa verdiğim geometri örneğindeki askerlere dönecektik. Kaldı ki biz de bir savaştan yeni çıktık. Yüksek Rahip elbette bunu erkenden açıklayabilirdi, fakat ne işimize yarardı? "Ulan bak şu işe; Şeytan ile Baalzebul aynıymış, şimdi biz Onun temsil ettiği kavram için mi savaşıyoruz yoksa Onun kişiliği için mi? Nihai Bilinç için mi yoksa Tezahür Eden hali için mi?" diye tartışıp RTR yapmayı mı aksatacaktık?

Ek olarak bunların açıklanmasıyla ilgili şöyle bir durum da var, evet biz topluluk olarak ilerleyebiliriz fakat en nihayetinde bunları Yüksek Rahip açıklıyor; o da bu konuları her zaman bilmiyordu, o da halen bir insan ve halen yeni şeyler keşfedip öğreniyor. Mesela birisi size çizim yapmayı öğretebilir, aylar sonra da kendisi heykel yapmayı öğrenir ve size bunu da öğretebilir; bu kişi size heykel yapmayı öğretmeye çalışınca "Demek ki heykel yapmak diye bir mevzu varmış, neden daha önce anlatmadın ki? çizim yaparken iki boyutlu düşünüyordum, şimdi üç boyutlu düşünüyorum; şok geçirdim ve artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak..." tarzı şeyler mi söyleyeceksiniz? Bunun ne kadar... abes kaçacağını görüyor musunuz? Üstelik Yüksek Rahibin de kişisel bir hayatı var, bildiğim kadarıyla birinci sınıfa giden küçük bir oğlu dahi var; bu kadar meşgul bir aile babasına "Keşke bilgilere daha erken erişseydin, keşke daha erken öğretseydin bize; sen nasıl Yüksek Rahipsin, tüm bilgileri kütle halinde bize sunmayacaksan ne diye duruyorsun?" tarzında yaklaşmak cidden ayıp, sizin böyle yaptığınızı söylemiyorum fakat forumlarda bu kafa yapısında bir kaç insan gördüm; bu yaptığım genelleme de onlar için geçerli.
 
Ayrıca halihazırda 'üçleme' inancıyla ilişkilendirebileceğimiz tonla anlatıya sahiptik; bunu sadece meşhur "Zeus-Poseidon-Hades" üçlemesini kastederek söylemiyorum. Mesela "Cronus-Zeus-Dionysus" üçlemesi de vardır; Yaşlılık, Olgunluk ve Gençlik ile ilgili çok derin ve hayat dersleri çıkarabileceğiniz bir anlatıma sahiptir. Leydi Astarte ise Helen Mitlerinde "Demeter-Astarte-Afrodit" şeklinde bir üçleme ile karşımıza çıkar. Dişil enerjiyle ilgili bir alegori olarak Cronus öldürülünce karnından "Hera-Demeter-Rhea" isimli Tanrıça üçlemesi de çıkar. Başka anlatılarda Hekate "Üç Yönlü Tanrıça" olarak tanınır. Düşman Demonolojisinde 'Şeytani Üçleme' ile karşılaşmak mümkündür. Yani 'Teslis' inancımız zaten vardı, hatta bu yıllardır anlatılır; bizim şuan öğrendiğimiz tek yeni şey "Anu-Enki-Enlil" üçlemesindeki anlatının arka planından ve açıklamasından ibaretti. Anu bilinçsiz olan 'Tek Tanrı', yani Akaşa'dır; Enki buradan çıkabilecek 'Nihai Bilinç'; Enlil ise 'Nihai Bilincin Tezahürüdür'.
 
Burada mesele, birkaç yıldır burada olmanıza rağmen; çelişkili fikirlerle, topluluğu deşmeye çalışmanız. Burada size verdiğim yanıtları tamamen "size" yönelik yazmıyorum ama mesajınızı okuyup, kafası karışacak insanlara yanıt olması için yazıyorum. 10 günlük hesapların troll mesajlarını "hızlı hızlı" okumak yerine, Yüksek Rahip'in vaazlarını okumanızı öneririm.
Doğal bir eleştiriye bu kadar tepki vereceğinizi beklemezdim. Bir Deamonica Bey'in yanıtlarına bakıyorum, bir de sizinkilere. İkiniz de doğru söylüyorsunuz, kimse verdiğiniz yanıtları inkar etmedi zaten. İkiniz de bizim gibi benzer duygu durumları ve kafa karışıklığından geçmenize rağmen arada niyeyse bir üslup farkı var. Halbuki başta iyi gidiyordunuz. Bu başlık altında sorular soran hesaplar 10 günlük troll hesaplar değil aksine yıllardır Ss olan ve bu bilgiyi birden almanın şaşkınlığını yaşayan kişiler. Bakın ortada anlaşılmayacak bir şey yok. Daha ilk yanıtlardan çoğu şeyi zaten anladık. Anlamayanlar da gerçekten yeni hesaplar ama onların da troll olduğunu zannetmiyorum insan gibi soru sormuşlar. Burada asıl olan yıllardan beri var olduğunu sandığımız, yardım dilediğimiz, davet edip enerjisini hissettiğimiz, Şeytan meditasyonu yaparken Lord Beelzebul ile arasındaki enerjisel farkı idrak ettiğimiz, babacan ve dost canlısı maskülen enerjisine hayran olduğumuz varlığın aslında bir varlık değil kavram oluşu ve Satya'nın bir formu oluşunu birden öğrenmemiz. Bir zahmet şaşıralım ve kafamız karışsın. Doğal olarakta ortaya tepkiler ve sorular çıkıyor.

Yahudilerin ortaya çıkışı hakkındaki gerçeği öğrendiğimde önceki hikayelere göre daha mantıklı geldi ve hemen kabul edebildim. Ancak bunun aklıma yatması için birkaç günün geçmesi gerekiyordu. Bu birkaç gün sizin için fazlaysa diyecek bir şey yok.
 
Buradaki önemli nokta, bir noktada bütün meseleyi anlamak zorunda olmanızdır. Bu, Jos'un iddia ettiği şeyi geçersiz kılmaz; Beelzebub vardır ve olacaktır. Fakat daha da ileriye gitmeli ve İkiliğin verdiği ayrımı aşmaya ve her şeyi birbirine bağlayan şeylerin birliğini anlamaya başlamalıyız. Bu işlem ToZ aracılığıyla yapılır.
 
Buradaki önemli nokta, bir noktada bütün meseleyi anlamak zorunda olmanızdır. Bu, Jos'un iddia ettiği şeyi geçersiz kılmaz; Beelzebub vardır ve olacaktır. Fakat daha da ileriye gitmeli ve İkiliğin verdiği ayrımı aşmaya ve her şeyi birbirine bağlayan şeylerin birliğini anlamaya başlamalıyız. Bu işlem ToZ aracılığıyla yapılır.
Nasıl yani? Bunun benim dediklerimle ne alakası var? Siz yabancı forumdan mısınız?
 
Burada her türlü soruya yanıt verir, problem yaşayan her kardeşimize yardım ederiz. Bizden olmayanların saygısızlığına da çoğu zaman ciddi derecede toleransımız vardır. Bunları biliyorsunuz. Ayrıca bu konuların sorgulanması bizi hiçbir şekilde rahatsız etmez zira baş Tanrımızın özüne yaklaştığımız böyle sevinç dolu bir haberi sizlerle paylaşmak bizim için büyük bir keyif kaynağıdır. Bu yüzden bu konudaki sorulara büyük bir itinayla yanıt yazıyoruz, bazı konseptleri anlamanız için de kendi anlayışımız yettiğince sizlere aktarımda bulunuyoruz.

Buraya kadar her şeyin anlaşılabilir olduğunu düşünüyorum. Burada üslubumun sakin bir tondan daha yüksek bir perdeye çıkmasının sebebi, "bizden" gibi gözüküp bizim gibi olmayanlara çok düşük seviye toleransımızın olmasıdır. Sizin şu an duygusal sebeplerle, kendisiyle yakınlık kurduğunuzu tahmin ediyorum veyahut üslubumuzdaki asertiflik, insanlardaki duygusal tepkileri küçümsüyormuşuz gibi hissettirebilir. Böyle bir durum kesinlikle yoktur, buradaki durumu çok iyi anladığımı defaatle belirttim zira bilgiyi öğrendikten sonra birkaç saat boyunca ağladığımı biliyorum. Resmen depresyona girdiğimi de biliyorum. Yakınlık, bağ, alışkanlık ne kadar kuvvetliyse; tepki de o kadar kuvvetli oluyor.

Burada söylediğim gibi, bizzat ben de, Şeytan ve Beelzebul'un gökte şarap içerek evreni yönettiğini düşünüyordum bir açıdan zira biz insanız. Tanrılar kesinlikle fâni varlıklar değiller ama biz öyleyiz ve öyle olmanın ötesine yükselene değin, onlarla ilgili neredeyse her şeyi bir şekilde "insanlaştırarak" anlamaya çalışacağız. Zeus-Lucifer birleşimi de pek çok açıdan bu yüzden zihni zorluyor, işin hem duygusal tarafında bir değişime gidiyorsunuz hem de kelimelerle etrafından dolaşmanız gereken zor bir ruhani konsepti anlamanız gerekiyor.

Troll hesaplarla ilgili olan söylemim buradaki kardeşlerim için değildi. Yabancı forumlardan bahsediyordum. Bu hususlar hakkında sürekli güncel kalmak için aktif olarak yabancı forumları da takip ediyoruz ve orada da nasıl bir durum oluştuğunu görüyoruz. Böyle değişikliklerin olduğu zamanlar topluluk için önemlidir zira bizden gibi gözüken ama öyle olmayanların ya da ortalığı karıştırmak için bir anda ortaya çıkan hesapların çok rahat görülebildiği dönemlerdir. Bunlar Türkiye için daha da kritiktir, bu konularda akıllı olmak lazım gelir.

Ayrıca bu konu hakkında ilk başta ben de sizin gibi düşünüyordum, yani "Beelzebul" adı altındaki varlığın birden geçersiz kılındığını, bunun yerine bir suret olarak Şeytan ile birleştiğini ama bunun da aynı zamanda "Şeytan" olarak bildiğimiz varlığın özünü değiştirmesi sonucu, bir açıdan alıştığımız iki baş Tanrının tanımadığımız tek bir varlığa dönüşmesi durumu. Halbuki durum böyle değildir ve bu, odaklanılması gereken bir nokta da değildir. Yani siz herhangi birini kaybetmediniz ya da sizden alınmadı veyahut bildiğiniz birinin özü değişmedi. Bu konu hakkında emin değilseniz bizzat Zeus Lucifer'a seslenebilirsiniz, bu konuda dua edebilir ve mental yönlendirme isteyebilirsiniz. Ben bunu istedim ve yardımı da oldu.
 
Buradaki önemli nokta, bir noktada bütün meseleyi anlamak zorunda olmanızdır. Bu, Jos'un iddia ettiği şeyi geçersiz kılmaz; Beelzebub vardır ve olacaktır. Fakat daha da ileriye gitmeli ve İkiliğin verdiği ayrımı aşmaya ve her şeyi birbirine bağlayan şeylerin birliğini anlamaya başlamalıyız. Bu işlem ToZ aracılığıyla yapılır.
"ToZ" nedir
 
Nasıl yani? Bunun benim dediklerimle ne alakası var? Siz yabancı forumdan mısınız?
Şeytan ve Beelzebub meselesinde bahsettiğiniz kafa karışıklığı ve belirsizlik getiren değişime değiniyordu.
 
Doğal bir eleştiriye bu kadar tepki vereceğinizi beklemezdim. Bir Deamonica Bey'in yanıtlarına bakıyorum, bir de sizinkilere. İkiniz de doğru söylüyorsunuz, kimse verdiğiniz yanıtları inkar etmedi zaten. İkiniz de bizim gibi benzer duygu durumları ve kafa karışıklığından geçmenize rağmen arada niyeyse bir üslup farkı var. Halbuki başta iyi gidiyordunuz. Bu başlık altında sorular soran hesaplar 10 günlük troll hesaplar değil aksine yıllardır Ss olan ve bu bilgiyi birden almanın şaşkınlığını yaşayan kişiler. Bakın ortada anlaşılmayacak bir şey yok. Daha ilk yanıtlardan çoğu şeyi zaten anladık. Anlamayanlar da gerçekten yeni hesaplar ama onların da troll olduğunu zannetmiyorum insan gibi soru sormuşlar. Burada asıl olan yıllardan beri var olduğunu sandığımız, yardım dilediğimiz, davet edip enerjisini hissettiğimiz, Şeytan meditasyonu yaparken Lord Beelzebul ile arasındaki enerjisel farkı idrak ettiğimiz, babacan ve dost canlısı maskülen enerjisine hayran olduğumuz varlığın aslında bir varlık değil kavram oluşu ve Satya'nın bir formu oluşunu birden öğrenmemiz. Bir zahmet şaşıralım ve kafamız karışsın. Doğal olarakta ortaya tepkiler ve sorular çıkıyor.

Yahudilerin ortaya çıkışı hakkındaki gerçeği öğrendiğimde önceki hikayelere göre daha mantıklı geldi ve hemen kabul edebildim. Ancak bunun aklıma yatması için birkaç günün geçmesi gerekiyordu. Bu birkaç gün sizin için fazlaysa diyecek bir şey yok.
Bu konuda daha fazla tartışmak ana meseleden ziyade kişisel bir şeye dönüşmeye çok açık; fakat bizi daha çok birleştirmesi gereken bir şey yüzünden birbirimize darılmamız pek yakışıklı olmayacaktır. Üslubumu beğendiyseniz teşekkür ederim; fakat bu durumlar kişilikle alakalı olduğu ve herkes aynı kişilikte olmadığı için abartılı derecede olmadığı sürece insanları birbiriyle karşılaştırmak pek doğru değil. Mesela ben size daha kibar gözükürken Maelstorm Bey daha 'sert' gözükmüş olabilir fakat bu birimizin iyi, diğerimizin kötü olduğunu değil; sadece kendimizi ifade ediş biçimimizin farklı olduğunu gösterir. Örneğin ben pedagoji eğitimi aldım, genelde çocuklarla ilgili bir şey olsa da herkesin içinde bir çocuk vardır ve doğru yaklaşmayı bildiğiniz takdirde çoğu insan tarafından 'iyi birisi' olarak görülmeye başlanabilirsiniz; ben de kişiliğimden ötürü daha 'öğretmen' edasıyla yaklaşmaya çalışıyorum. Sert bir üslup bazen gerekli olabiliyor, bazen gerekmiyor; mesela Yüksek Rahip bile bazen çok sert ve sarkastik bir dil kullanıyor. Fakat bahsettiğim durumu dengeli hale getirmek duygusal iniş çıkışların olduğu dönemlerde zor. Ben son 1-2 ay içinde 2 tane çok sevdiğim yakınımı kaybettim, üstelik gerçekten kaybettim; dolayısıyla bu haber karşısında kafam karışsa da işin özünü idrak edince kimseyi kaybetmediğimi fark edip daha kolay rahatladım.

Böyle bir durum kesinlikle yoktur, buradaki durumu çok iyi anladığımı defaatle belirttim zira bilgiyi öğrendikten sonra birkaç saat boyunca ağladığımı biliyorum. Resmen depresyona girdiğimi de biliyorum. Yakınlık, bağ, alışkanlık ne kadar kuvvetliyse; tepki de o kadar kuvvetli oluyor.
Maelstorm Bey'in bu konuda samimiyetine yüzde yüz güveniyorum; ben ağlamadım fakat yaşadığım şok fiziksel anlamda da bana etki etti. Mesela o gün Aslan Dolunayı vardı fakat gece yarısında Ay Başak burcuna geçmişti; Ay bu burçtayken bağırsaklar ve mide problemleri daha belirgin hissedilebiliyor. Ben de o gün yaşadığım şokla yememem gereken bazı şeyleri yedim ve içtim, sonuç olarak halihazırda midemde olan Reflü ve Onikiparmak Bağırsağımdaki Ülser tekrar kendini belli etti ve o gece yarısı kalkıp kan kustum.

Anlayacağınız hemen herkes ciddi zorluk çekti, fakat direkt olarak bunu belirtmektense soğukkanlı düşünmeye çalışmak daha sağlıklı. Yaşadığım sorunları ise kendi içimde inancıma olan samimiyetimin sınanması olarak görüp gurur duydum diyebilirim; eminim Maelstorm Bey de benzer bir duygu içindedir. Kutsalımıza o kadar bağlıyız ki Ona yapılan ufak bir dokunuş dahi bizi tetikleyip hasta edebiliyor...
 
Burada üslubumun sakin bir tondan daha yüksek bir perdeye çıkmasının sebebi, "bizden" gibi gözüküp bizim gibi olmayanlara çok düşük seviye toleransımızın olmasıdır. Sizin şu an duygusal sebeplerle, kendisiyle yakınlık kurduğunuzu tahmin ediyorum
O kişiyi eski forumlardan tanıyorum. Okuduklarıma göre iyi ve bilgili bir SS'ti. Kendisini savunmamın sebebi tepkilerimizin benzer olması ve sizin nedenini çözemediğim şekilde sert çıkışmanız. Ben bizden olduğunu düşünüyorum. Şimdi cevap vermesinin sebebi şaşkınlığı olabilir. Böyle değilse ve kendisinin aslında ne olduğunu biliyorsanız tamam, öyle olsun.


Ayrıca bu konu hakkında ilk başta ben de sizin gibi düşünüyordum, yani "Beelzebul" adı altındaki varlığın birden geçersiz kılındığını, bunun yerine bir suret olarak Şeytan ile birleştiğini ama bunun da aynı zamanda "Şeytan" olarak bildiğimiz varlığın özünü değiştirmesi sonucu, bir açıdan alıştığımız iki baş Tanrının tanımadığımız tek bir varlığa dönüşmesi durumu. Halbuki durum böyle değildir ve bu, odaklanılması gereken bir nokta da değildir. Yani siz herhangi birini kaybetmediniz ya da sizden alınmadı veyahut bildiğiniz birinin özü değişmedi.
Şimdi hem kafam karıştı hem de yerine oturdu. İki varlığın özü değişmeden tek bir varlığın farklı yönleri olarak bilinmedi mi? Daha başka şeyler de mi var?
 
O kişiyi eski forumlardan tanıyorum. Okuduklarıma göre iyi ve bilgili bir SS'ti. Kendisini savunmamın sebebi tepkilerimizin benzer olması ve sizin nedenini çözemediğim şekilde sert çıkışmanız. Ben bizden olduğunu düşünüyorum. Şimdi cevap vermesinin sebebi şaşkınlığı olabilir. Böyle değilse ve kendisinin aslında ne olduğunu biliyorsanız tamam, öyle olsun.
Eğer kendisi bizden biriyse, o zaman burada düzeltmesi gereken şeyler var. Zira ben baktığım zaman iki yıllık zaman dilimi içerisinde böyle konular üzerinde kendisini geliştirmemiş olduğunu görüyorum. Yahudilerle ilgili bilgi güncellemesi geldiği zaman düşüneceğiniz şey "Yüksek Rahip sıkışınca hikaye uydurmuş" gibi bir şey değildir. Eğer aklınıza böyle bir şey geliyorsa, yukarıda belirttiğim gibi bilişsel çelişki durumu vardır ve Satanizm, bilişsel olarak çelişkili düşüncelerle ilerleyebileceğiniz bir din değildir. Yol alamazsınız. Programlama kırılmalıdır.

Ayrıca şaşkınlık ya da şok durumu, insanı dinin sınırlarına kadar sürecekse, yine belirttiğim gibi burada düzeltilmesi gereken şeyler vardır. Eğer kişi bizden biriyse, sorularına cevap aldıkça bu konuda anlayışın oluşmasını ve doğal olarak duyguların da kontrole girmesini bekleriz. Kişi aynı ateşle devam ediyorsa, o hâlde daha derin noktalara dokunmak için açıklama yapmaya devam ederiz ama kişinin de burada anlayış oluşturmak için istekli olması gerekir. Burada niyetin ne olduğuna bakılmalıdır, biz sonsuza kadar açıklama yapmakla yükümlü değilizdir.

Belirttiğim gibi duygusal olarak geçtiğiniz durumu anlayabiliyorum ama böyle dönemler, inancın ne kadar sağlam olduğunu görmek için önemlidir. İnanç çok sağlamsa, zaten böyle dönemler sizi hiçbir şekilde sarsmayacaktır zira Tanrıları zaten bilirsiniz. İnançta sallanmalar meydana geliyorsa ya da zihin size zorluk yaratıyorsa, o hâlde ben inancınızı sağlamlaştırmanız ve Tanrıların özüne yaklaşmanız için güzel bir fırsat görürüm. Bu "sallanma" durumu bile, çoğu zaman, belirttiğim bilişsel çelişki durumundan ötürü kendini gösterir.

Zihinde iki zıt düşünce beraber yer alamaz, birini kovmak zorundasınız. Hangisini kovacağınız, doğal olarak yapacağınız seçimi de belirleyecektir.


Şimdi hem kafam karıştı hem de yerine oturdu. İki varlığın özü değişmeden tek bir varlığın farklı yönleri olarak bilinmedi mi? Daha başka şeyler de mi var?
Bu konuda, Yüksek Rahip tarafından paylaşılan tüm vaazları ve diğer mesajları tekrar okumanızı öneririm.

Tek diyebileceğim, kimseyi kaybetmediğiniz ama çok sevdiğiniz biri hakkında daha derin bir gerçeği öğrendiğinizdir. :)
 
Çok kafa karıştırıcı ve enteresan. Moderatör olarak yazdığınız cevapları okudum ancak yine de bana garip geliyor. Çünkü zaten inancımız hayal dünyasında kaybolmaya yatkın bir yapıda. Demonlar ile iletişime girip hayal dünyasında kaybolan gibi şeyler çokça var hepimiz biliyoruz. Ve bu inanca gelen herkes Satanik geçmişten değil dine inanma ihtiyacından falan da geliyor. Ve bunun gibi şeylere sebepler atfederek yok şöyle yok böyle diyoruz.

Bundan çok daha uzun yıllar öncesinde SS’likte Nazi lafı bile geçmiyordu. En eski moderatörlerden LiveStorm’un Türkçe siteyi kurmalarından çok daha öncesinden bahsediyorum.

Her şey birden olamaz ancak sürekli yıllar içerisinde bir şeyler eklenip değiştirilince insan ne oluyor kafasına giriyor doğal olarak. Tepki gösteren üyeler de madem ruhani olarak yüksek değiller, bu yüzden idrak edemiyorlar, o zaman bizim fikrimizin bir önemi yok kör topal inanmaya devam edelim. Zaten biz yeterince idrak edemeyecek kadar alt kesimiz. Biz anlamayız. lol

Moderatör ve yöneticilere sadece bir sorgulayan olarak insanların eleştiride bulunması çok normal. Çünkü bir konuda beklentiniz varsa zaten olanı yadırgamayacaksınızdır. Ancak beklentiniz yoksa daha garip karşılanabilir büyülerde olduğu gibi. Burada anlatmak istediğim şey şu; dışarıdan inanmayan birisi olarak baktığınızda artık aşırı saçma gözükmeye başladı her şey.

Belki her şey açıklanabilir, işte en baştaki zamanlarda internette ToZ olarak yer alsaydık tabii ki de insanların çoğu umursamayıp geçecekti. Ortaya “Şeytan” kelimesi girince ister istemez insanlar meraklanıp kurcalıyor ama. Buradaki çoğu kişi de Zeus’un Tapınağı diye bir şey duyduğunda hiç umursamayıp geçeceklerdi. Ancak Şeytan olarak tanıyarak başladılar. Şimdi böylesi bir şeye üyeler olarak şaşırıyoruz tabii ki.

En çok garip gelen şey zaten bunlar. Ruhani olarak biraz daha alt seviye olduğumuzu belirterek bazı şeyler tam cevaplanmıyor. Sizler iletişimden bahsediyorsunuz ama bazı üyeler zaten kendilerini kandırıyorlar. Belki şu ana kadar gerçekten doğru iletişim kurduğunu düşünen birisi bile kendini kandırıyordu. Bazen iletişim kurma sandıkları şey basitçe iradesini yönlendirmek, kendine inanmaktı. Kaldı ki bu nadir de değil.
 
Çok kafa karıştırıcı ve enteresan. Moderatör olarak yazdığınız cevapları okudum ancak yine de bana garip geliyor. Çünkü zaten inancımız hayal dünyasında kaybolmaya yatkın bir yapıda. Demonlar ile iletişime girip hayal dünyasında kaybolan gibi şeyler çokça var hepimiz biliyoruz. Ve bu inanca gelen herkes Satanik geçmişten değil dine inanma ihtiyacından falan da geliyor. Ve bunun gibi şeylere sebepler atfederek yok şöyle yok böyle diyoruz.

Bundan çok daha uzun yıllar öncesinde SS’likte Nazi lafı bile geçmiyordu. En eski moderatörlerden LiveStorm’un Türkçe siteyi kurmalarından çok daha öncesinden bahsediyorum.

Her şey birden olamaz ancak sürekli yıllar içerisinde bir şeyler eklenip değiştirilince insan ne oluyor kafasına giriyor doğal olarak. Tepki gösteren üyeler de madem ruhani olarak yüksek değiller, bu yüzden idrak edemiyorlar, o zaman bizim fikrimizin bir önemi yok kör topal inanmaya devam edelim. Zaten biz yeterince idrak edemeyecek kadar alt kesimiz. Biz anlamayız. lol

Moderatör ve yöneticilere sadece bir sorgulayan olarak insanların eleştiride bulunması çok normal. Çünkü bir konuda beklentiniz varsa zaten olanı yadırgamayacaksınızdır. Ancak beklentiniz yoksa daha garip karşılanabilir büyülerde olduğu gibi. Burada anlatmak istediğim şey şu; dışarıdan inanmayan birisi olarak baktığınızda artık aşırı saçma gözükmeye başladı her şey.

Belki her şey açıklanabilir, işte en baştaki zamanlarda internette ToZ olarak yer alsaydık tabii ki de insanların çoğu umursamayıp geçecekti. Ortaya “Şeytan” kelimesi girince ister istemez insanlar meraklanıp kurcalıyor ama. Buradaki çoğu kişi de Zeus’un Tapınağı diye bir şey duyduğunda hiç umursamayıp geçeceklerdi. Ancak Şeytan olarak tanıyarak başladılar. Şimdi böylesi bir şeye üyeler olarak şaşırıyoruz tabii ki.

En çok garip gelen şey zaten bunlar. Ruhani olarak biraz daha alt seviye olduğumuzu belirterek bazı şeyler tam cevaplanmıyor. Sizler iletişimden bahsediyorsunuz ama bazı üyeler zaten kendilerini kandırıyorlar. Belki şu ana kadar gerçekten doğru iletişim kurduğunu düşünen birisi bile kendini kandırıyordu. Bazen iletişim kurma sandıkları şey basitçe iradesini yönlendirmek, kendine inanmaktı. Kaldı ki bu nadir de değil.
Öyle ya da böyle bunlar yaşanıyor. Okült zaten seviye seviye öğrenilip idrak edilmesi gereken bir şey değil mi? Bunu müslümanların ruhaniyete merak salıp spiritüelizmi tasavvufla birleştirmeye çalışması sonra manifest mum ritüel işlerine dalıp sonraları wicca veya bağımsız spiritüelist olması gibi düşünebilirsiniz. Günün birinde onlar SS bile olabilir hatta belki saydığım yollardan ilerleyip SS olanları da vardır. Evet başta nazilerden bahsedilmiyordu ama bu en fazla 5 yıl falan sürmüştür. 2002 de kuruldu ve 2007 civarlarında ilk nazi açıklamaları yapılmaya başlandı diye biliyorum. Bu sorun değil zaten o dönemlerde yüksek rahibe de diğer insanlarla birlikte öğreniyordu. Neden bunlar hala devam ediyor diye sorarsanız başta açıkladığım sebeplerden olmalılar. Haa ama sinir bozucu mu? Kesinlikle evet. Yapabileceğimiz bir şey var mı? İlerlemeye ve gelişmeye devam etmek. En azından bu bilgileri Tanrılarla iletişime geçip doğrulayabilecek seviyeye ulaşmak. Yabancı forumda bunu yaptığını söyleyen biri yazmıştı.

Bu konuda da haklısınız ama bahsettiklerinizle bu olayların çok bir alakası yok. Bu daha çok kişisel bir mesele. Ben daha bugün kaybolan kulaklığımı ankh sembollü kolyemi kullanarak buldum. Kulaklığım 2 gündür kayıptı. Eve getirdiğimi ve montumun cebinde olduğunu hatırlıyordum ama babaannemlerde unutmuşta olabilirdim o yüzden kendisini aradım ve montumun cebine koyduğunu söyledi. Dünde kulaklığımı aramıştım ama bulamadım. Bugün şehir dışına çıkacağımdan acelem vardı ve hemen bulmak zorundaydım o yüzden anlık refleksle kolyemi çıkarttım (normal de sarkaç niyetine bile kullanmıyordum havalı diye aldım asıl sarkacım da galiba kayboldu :d) yakın olduğum bir Tanrıdan rica da bulunup kolyeme sorular sordum. Evde mi? Evet. Odamda mı? Hayır. Yukarda mı? Evet. Ayak üstü hızlıca cevaplarımı alınca yukarı çıktım bir de orayı arıyorken zaten kulaklığımı aradığımı bilen annem "bir de yastıkların altına bak" dedi ve o sayede soruların ardından 2 dakka bile geçmeden buldum. Benzeri olaylar daha önce de oldu. Yani mükemmel iletişime gerek yok. Gerekli olunca iletişimsiz bile olunsa gerekli sinyallere kulak verince sorunlar çözülüyor. Bu noktada da inanç ve güven devreye giriyor. Tabii bir de çalışmaya devam etmek.
 
Çünkü zaten inancımız hayal dünyasında kaybolmaya yatkın bir yapıda.
Ben Satanizm'in, en kapsayıcı bakışta ikiye ayrıldığını düşünüyorum: İnanmak ve Bilmek. Buraya ilk geldiğinizde bir inanç doğrultusunda geliyorsunuz. Henüz tam olarak inanmıyorsunuz bile ama inancın kıvılcımı var. Ardından adım adım inancın derinlerine ulaşıp, buradan bilmeye yükseliyorsunuz. İş, inançtan ayrılıp bilmeye geldiğinde farklı bir boyuta ulaşıyor. Tanrıları artık bildiğiniz için, bu tür olaylara olan değerlendirmeleriniz de çok farklı oluyor. Lâkin Tanrıları düşündüğünüzde aklınızın ufak bir köşesinde hâlen bir "Acaba?" varsa, o hâlde yoldan çıkabiliyor ve farklı bir yola sapabiliyorsunuz. Dolayısıyla evet, işin inanç kısmında kaybolabilirsiniz ama bildiğiniz taktirde böyle bir problem yaşamazsınız.


Her şey birden olamaz ancak sürekli yıllar içerisinde bir şeyler eklenip değiştirilince insan ne oluyor kafasına giriyor doğal olarak.
Yeni bilgilerin eklenmesi ya da eski bilgilerin güncellenmesi çok doğal bir olay. İnsan uzun süre düşman dinlerinin "sabit" yapısına alıştığından mütevellit, bunun aksini gördüğünde ciddi şekilde şüphelenmeye başlıyor. Halbuki insanlık, kendini sürekli yenileyerek ve eskileri geride bırakarak ilerleyebilmiştir. Tıpta yeni bir tedavi yöntemi keşfedildiğinde onu kullanıyoruz, eskisini geride bırakıyoruz. Eğer bunu yapmamış olsaydık hâlen kafamızı deldiriyor olurduk. Başınız ağrıyor diye bir yerlerinize çekiç çakılmasını istiyor musunuz, ben istemiyorum.

Peki neden burada bir şeyler güncellendiğinde böyle şüpheci bir tepkimiz oluyor? Bunun, yeni gelen bilginin doğasının anlaşılmadığından kaynaklandığını düşünüyorum. Yani yeni bir bilgi geldiğinde veya eski bir bilgi güncellendiğinde, bu bizim anlayışımızdaki bir yükselme anlamına geliyor. Eğer Lord Hitler'i "kötü adam" olarak bilseydik, bu Lord Hitler'in bir Tanrı olduğu gerçeğini veya dünyada olduğu sürede yaptığı işlerin kutsallığını değiştirmezdi. Bu, bizim anlayışımızdaki bir hata olarak görülürdü.

Dolayısıyla, daha fazlasını öğrenmek ve eskilerden arınmak, daima bizim yararımıza olmuştur ve olacaktır da. Bunun için mutlu olmalıyız ve programlamaları kırmalıyız.


Tepki gösteren üyeler de madem ruhani olarak yüksek değiller, bu yüzden idrak edemiyorlar, o zaman bizim fikrimizin bir önemi yok kör topal inanmaya devam edelim. Zaten biz yeterince idrak edemeyecek kadar alt kesimiz. Biz anlamayız.
Eğer dediğiniz gibi bir durum olsaydı, şu anda benden "Tarlayı süreceğine ne diye gevezelik yaparsın pis maraba!" tadında bir cevap alırdınız. Yüksek Rahip tepeden inme şekilde biz "marabalara" bir şeyler dayatan bir "köy ağası" değildir. Kimse de size siz soru sorduğunuzda "Bu pis maraba toprağını süreceğine yine isyan eder." demez.

Problem tepki gösteren üyelerin ruhani olarak ne seviyede oldukları da değildir. Ruhani seviyeden bağımsız olarak bu durum hakkında pek çok vaaz paylaşıldı, Yüksek Rahip soru yanıtlamaya devam ediyor ve 2 saat boyunca insanların sorularını cevapladığı bir etkinlik bile düzenledi. Zaten bunlar bile, değişikliğin önemli bir kısmını anlamak ve idrak etmek için yeterlidir.

Buradaki problem, insanların anlamak için gereken özeni göstermemesine rağmen sürekli talepte bulunmasıdır. Eğer kişi bunları okumuyorsa, dinlemiyorsa veya sırf sözde Yüksek Rahibin "açığını" aramak için bunlara bakınıyorsa; o zaman, "idrak" edemediği için şikayet edemez. Velev ki, okumasına ve üzerine düşünmesine rağmen anlayamadıysa, yine sıkıntı yoktur, kişi burada sorusunu sorabilir. Lâkin işte o kişinin sorduğu sorudan da gerçekten bunları yaptığını anlarsınız. Kişi bize harıl harıl soru soruyorsa ama 50 kez açıklanmış bir konuyu tekrar ediyorsa, o zaman deriz ki "Bu kişi hiçbir şey okumamış ya da üstünkörü gözden geçirmiş." Böyle bir durumda da kişinin talep edebileceği cevap sınırlıdır.

Komik olan şey, Yüksek Rahibin bu konuda eleştiriliyor olmasına rağmen, onun bile bu bilgiyi yeni sayılabilecek bir zaman öncesinde öğrenmesi. Yani Clergy bunları biliyordu, bizden yıllar boyu sakladılar gibi bir durum da yoktu. Aksine, biz bunları HPHC sayesinde öğrenirken; o, yıllar boyunca bu konu üzerine araştırma yaparak meseleyi daha yeni aydınlığa kavuşturabildi. Bunu belirttiği mesajını birkaç gönderi önce paylaşmıştım, eğer bu okunsaydı, böyle bir soru sorulmazdı. Şimdi ne dediğimi anlıyor musunuz?

En güçlümüzden en zayıfımıza, hepimiz el ele tutuşuyoruz ve beraber yürüyoruz. En güçlümüz ne kadar ileri gidebilirse ve ne kadarımızı yanında yükseltebilirse, biz de kolektif olarak o kadar güçleniyoruz. Kimse köyün ağası değil, kimse de maraba değil. Tepeden inme baskıcı bir düzen de yok. Hepimiz Tanrıların çocuklarıyız ama bunu kalbe yerleştirebilmek önemli!


Burada anlatmak istediğim şey şu; dışarıdan inanmayan birisi olarak baktığınızda artık aşırı saçma gözükmeye başladı her şey.
Neden kedi kesmediğimizi 5000. kez açıklamak yerine, Zeus'un neden Baş Tanrı olduğunu açıklamayı tercih ederim.

Kedi kesenler olarak bilinmeye devam etmek istiyorsanız bu sizin tercihiniz, biz istemiyoruz.


Ortaya “Şeytan” kelimesi girince ister istemez insanlar meraklanıp kurcalıyor ama. Buradaki çoğu kişi de Zeus’un Tapınağı diye bir şey duyduğunda hiç umursamayıp geçeceklerdi. Ancak Şeytan olarak tanıyarak başladılar. Şimdi böylesi bir şeye üyeler olarak şaşırıyoruz tabii ki.
Şu açıdan düşünün. Zeus'un Tapınağı olarak başlasaydık, zaman içerisinde Şeytan'a değinmemiz gerekirdi. Eğer böyle bir durum olsaydı işler daha da zorlaşırdı. Biz ne yaptık? Direkt düşman bağlamından işe başlayarak Şeytan ile ilgili olan yanlışları temizledik, şimdi de kendi Antik Yunan bağlamımıza geçiyoruz.


Ruhani olarak biraz daha alt seviye olduğumuzu belirterek bazı şeyler tam cevaplanmıyor.
Eğer sorduğunuz soru okült anlamda çok üst düzey ise cevaplanması mümkün değil, bazı üyeler öyle uçuk şeyler soruyorlar ki cevabı var mı onu bile bilmiyoruz. Ayrıca bu Türk moderatörler olarak her şeyin cevabını biliyoruz anlamı da taşımıyor, yani biz lordlar olarak avamlardan bilgi saklıyoruz gibi bir durum da söz konusu değil.

Bilginin seviyeleri vardır ve bazı bilgiler, herkesin bilmesi için uygun değildir. Bu çok doğal bir dinamiktir. Milyoner olmak istiyorsanız, milyonlar seviyesindeki parasal enerjiyi yönetebilecek, idare edebilecek ve büyütebilecek seviyede olmanız gerekir. Değilseniz, milyoner olamazsınız. Peki bu neden ruhaniyette tam tersi olsun ki? Mantıklı değil.


Sizler iletişimden bahsediyorsunuz ama bazı üyeler zaten kendilerini kandırıyorlar.
Zeus'a dua edip, işaret isteyebilirsiniz. Kimse size Zeus ile telepatik görüşme gerçekleştirin demiyor ya da astralde şarap içmenizi beklemiyor.

Neptün'ün kölesi değiliz ve entropik güçlere de boyun eğemeyiz, bu "zayıfım", "altım", "marabayım" tarzı düşünce tarzından vazgeçmelisiniz.
 
Lâkin Tanrıları düşündüğünüzde aklınızın ufak bir köşesinde hâlen bir "Acaba?" varsa, o hâlde yoldan çıkabiliyor ve farklı bir yola sapabiliyorsunuz. Dolayısıyla evet, işin inanç kısmında kaybolabilirsiniz ama bildiğiniz taktirde böyle bir problem yaşamazsını

Acaba dediğim kişisel olarak var evet. Çünkü bazı şeyleri objektif olarak yorumlayamamak beni çok boğuyor. Özel mesaj üzerinden ilettiğim Neptün ile alakalı sorunlardan ötürü biraz zaten biliyorsunuz, ancak üzerine çalışıyorum.
İnsan uzun süre düşman dinlerinin "sabit" yapısına alıştığından mütevellit, bunun aksini gördüğünde ciddi şekilde şüphelenmeye başlıyor.

Evet kesinlikle. Burada yaptığınız açıklamada aslında bu durumun mantıklı olduğunu fark ettim. Semavi dinlerle büyüyen birisi olarak dönüşen bir din çok tuhaf geliyordu.
Eğer dediğiniz gibi bir durum olsaydı, şu anda benden "Tarlayı süreceğine ne diye gevezelik yaparsın pis maraba!" tadında bir cevap alırdınız. Yüksek Rahip tepeden inme şekilde biz "marabalara" bir şeyler dayatan bir "köy ağası" değildir. Kimse de size siz soru sorduğunuzda "Bu pis maraba toprağını süreceğine yine isyan eder." demez.

Öyle kaba bir üslub kullanılmadığını biliyorum. Keza burada Türk moderatörlerden bizzat hayatımı değiştiren çokça hoşgörülü yardım aldım. Ama insan bir şeyleri kavramak için gelişmek gerektiğini görünce direkt öyle düşünüyor. Yoksa tabii ki temel bilimlerde bile örneğin matematikte daha toplamayı bilmeden üst seviye bir konuyu anlamak imkansız. Şu an düşüncem dinimizin özünde lansa edilişini yazdıklarınızla daha çok pratik ediyor olmam ancak.
Neden kedi kesmediğimizi 5000. kez açıklamak yerine, Zeus'un neden Baş Tanrı olduğunu açıklamayı tercih ederim.

Kedi kesenler olarak bilinmeye devam etmek istiyorsanız bu sizin tercihiniz, biz istemiyoruz.
Burası gerçekten komikti. Elbette hiçbirimiz kedi kesen insanlar olarak görülmeyi istemeyiz. Bu imaj değişikliği bizim estetik anlayışımıza tuhaf geldi sanırım. En azından benim öyle.

Zeus'a dua edip, işaret isteyebilirsiniz. Kimse size Zeus ile telepatik görüşme gerçekleştirin demiyor ya da astralde şarap içmenizi beklemiyor.

Neptün'ün kölesi değiliz ve entropik güçlere de boyun eğemeyiz, bu "zayıfım", "altım", "marabayım" tarzı düşünce tarzından vazgeçmelisiniz.

Elbette şarap içme gibi bir şey olmadığını biliyorum. Geçmişte yoksa deneyim olarak açıklanamayacak işaretler aldığımı belirtebilirim. Ama bu bahsettiğim artık her şey işareti Tanrılara bağlamak gibi bir şey.

Öyle düşüncelerim yok. Sadece kendimi gelişim yolunda görüyorum. Çünkü gördüğüm kadarıyla zaten ruhaniyette yeni olan bir insan bile bazı konularda yetenekli olabiliyor.

Biz böyleyiz şöyleyiz, anlamayız dediğim kısım ironiydi. Kendimi öyle görmüyorum dediğim gibi. Burada da yine aynı şekilde kimseyi gerçekte o şekilde atfetmedim. İroni.
 
Acaba dediğim kişisel olarak var evet. Çünkü bazı şeyleri objektif olarak yorumlayamamak beni çok boğuyor. Özel mesaj üzerinden ilettiğim Neptün ile alakalı sorunlardan ötürü biraz zaten biliyorsunuz, ancak üzerine çalışıyorum.
Evet sizi anlıyorum ama bunların dümeni ele almasına izin vermemeniz gerekiyor. Burada yazdıklarınızın bir kısmı Neptün'ün sizi boğmasından kaynaklanıyor.


Yoksa tabii ki temel bilimlerde bile örneğin matematikte daha toplamayı bilmeden üst seviye bir konuyu anlamak imkansız.
İnsanlar daha onlara verilen dört işlem bilgisini öğrenmek için çabalamıyor, ardından HPHC'den en üst düzey matematik sorularını yanıtlamasını bekliyorlar.


Geçmişte yoksa deneyim olarak açıklanamayacak işaretler aldığımı belirtebilirim. Ama bu bahsettiğim artık her şey işareti Tanrılara bağlamak gibi bir şey.
Tanrılar size işaretler verir ama zamanla ruhani olarak büyüyüp, daha üst seviye ruhani girdileri algılayabilecek kapasiteye erişmeniz gerekir. Yani mesela ilk yılınızda yolda gördüğünüz kargalar, evet, Tanrılardan gelen işaretler olabilir ama beşinci yılınızda da hâlen sokakta karga görme ihtiyacı duyuyorsanız o zaman sıkıntı oluşur. Bu yüzden gittikçe kafayı yediğinizi hissedersiniz, işaretler artık tatmin etmemeye başlar ama daha fazlasını isteyecek kapasiteniz de yoktur.

Dolayısıyla ruhani gelişim her şeyin başıdır. İlk yılınızda alacağınız işaret kargalar olur, beşinci yılınızda bizzat bir Tanrı bile size görünebilir. Bu kişiden kişiye göre değişir. Yani 18 yaşınızda ailenizle aynı evde olmak size koymazken, 40 yaşınızda da aynı evde olursanız psikolojik olarak çökersiniz. O hâlde gelişimi ciddiye almalıyız ve layık insanlar hâline gelmeliyiz.
 
Esenlikler bende bir soru eklemek istiyorum.
Yüce Tanrımız Alastor'un güç ritüelindeki bir afirmasyonda
Zeus'un oğlu olduğundan bahsediliyor. Yani Yüce Lord Alastor Şeytan =Baalzebub babamızın oğlu mu ve Tanrıça Nemesis hakkında bir bilgimiz var mı?
Tanrıça Nemesis aslında Lady Maat'ır. Kendisi Eski Mısır'ın en önemli ve saygın Tanrıçasıydı. Ritüeli de sitede var.
 

Al Jilwah: Chapter IV

"It is my desire that all my followers unite in a bond of unity, lest those who are without prevail against them." - Shaitan

Back
Top